28 Mart 2012 Çarşamba
Yine Yeni yeniden...
Yine yeni yeniden kelimelerin çekim gücüne bırakıyorum kendimi. Küçükken, nerden geldim, nasıl geldim, kimim gibi soruların hiç önemli olmadığı, bir başlayınca bir daha kopulmayan kara deliğe düştüm ; kitap aşkına. Okumayı öğrendiğim, ilk okuma kitabımı elime aldığım zaman ki gibi kalbim güm güm atıyor bir yazıya başlayacağım zaman. Nasıl böyle bir aşka düştüm inanın hiç bilmiyorum. Bir kitap gördüğümde ismini okumadan geçemiyorum yanından, kayıtsız kalamıyorum. Küçük bir kağıt parçasında bile yazanı okumaya çalışıyorum. Kimbilir belki de benim hayat felsefem o paçavra dediğimiz, küçük kağıt parçasında yazıyordur. İşte zaman geçtikçe ben kitap okudukça, daha çok daha çok almak istedim. Her şeyi okumak istedim. Her yeri görmek, bilmek, bir sürü insanla tanışmak istedim. Okuduğum her kitapla kendimi özleştirdim. Her bir satırın da kendimden izler buldum. Sanki hepsini ben yazmıştım. Her kitapta farklı insanların hayallerine daldım, her seferin de bambaşka yerler gördüm. Benim aşkım öyle kuvvetliydi ki bazen kitapların içinde yaşamaya başlamıştım. Böyle olunca şeyda dedim kendi kendime sen artık bir kitap yazmalısın. Ve anında parmaklarım işlemeye başladı. Her şey o kadar hızlı, o kadar çabuk geçiyordu ki gözlerimin önünden, kafamdan, neyi nasıl ne zaman yazacağımı şaşırdım. Düşüncelerimi bir anda kağıda dökmeye çalıştım ama olmadı. O kadar çok, o kadar kuvvetli hayallerim vardı ki, ne dilim yetişebildi anlatmaya ne de parmaklarım yazmaya... bende ağırdan almaya karar verdim. ilk önce düşüncelerimi hafifletmeye başladım ve blog açtım. Bir hayalperest olarak ucu bucağı görülmeyen, çoğu kişinin imkansız diye tabir ettiği fikirlerim vardır. Bu yüzden ailede çoğu zaman alay konusu olurum. Ama kitaplarım gün ışığına çıkmaya başladığında ve farkıma vardıklarında, hayal gücü neymiş herkes öğrenecek. Ne demiş Eınsteın " Dünyayı hayal gücü döndürür."
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder